Mezunlarla İlişkiler

Nakiye Boyacıgiller

Zoom
8 Mar 2013
Nakiye Boyacıgiller
Bölüm 2: Başarılı Bir Kadın Dekan

Nakiye Boyacıgiller: Sabancı Üniversitesi olmasaydı  Türkiye’ye dönmezdim. Başka üniversitede bu kadar mutlu olacağımı da düşünmüyorum, çünkü bizim üniversitemizin temel değerleri benim temel değerlerimle çok örtüşüyor. hep birlikte burada, Türkiye için çok önemli ve çok güzel işler yaptığımıza inanıyorum. Bu çorbada benim de birazcık tuzumun olması hayatımın sonuna kadar benim için bir gurur kaynağı olacaktır. 

Çok genç bir fakülte olmasına rağmen çok büyük başarılara imza attı…Dünyadaki yönetim bilimleri okullarının yalnızca % 5’inin sahip olduğu AACSB akreditasyonunu (the Association to Advance Collegiate Schools of Business) aldı…Dünyanın en önemli yönetim bilimleri okullarından biri olan MIT Sloan’ın bölgedeki tek stratejik ortağı oldu… Ana hatlarıyla sözünü ettiğim bu başarıların sahibi Yönetim Bilimleri Fakültesi. Nakiye Boyacıgiller 9 yıldır bu fakültenin dekanı. 

Dekan oluşunuzdan öncesi ile başlayalım dilerseniz. Türkiye’ye gelişiniz nasıl oldu?

NAKİYE BOYACIGİLLER- Biraz yaşım ortaya çıkacak ama, Boğaziçi Üniversitesi’nden 1974 yılında lisans derecemi bitirdikten sonra Amerika’ya yüksek lisans yapmak üzere gittiğimde eşim Ziya’yla birlikte aklımızda hep Türkiye’ye dönmek vardı. Fakat, doktora falan derken eğitimimim epey uzadı, Ziya orada bir şirket kurdu. Bir de 80’ler Türkiye’nin kötü yıllarıydı. Biz ne zaman dönmeye kalksak, ailemiz “aman ne yapıyorsunuz orada işiniz iyi” diyorlardı. Neticede mezuniyetten sonra 29 yıl Amerika’da kalmış olduk. Çok da mutluyduk, yani nankör olmamak lazım. Bize orada çok güzel fırsatlar sunuldu, güzel bir yaşamımız vardı. Ama Türkiye ile de bağlarımızı yakın tuttuk,  her yaz geldik. Sabancı Üniversitesi’nin kuruluş aşamasında yapılan arama konferansına davet edilmiştim. Bu konferansa katılmak benim için bir şanstı. Akademik açıdan hayatımın en heyecanlı, en mutlu üç günüydü Nesrinciğim. İnanılmaz keyif almıştım, yeni bir üniversitenin kuruluşuna bir katkıda bulunmak ve onu hayal etmek beni müthiş mutlu etmişti. Fakat o zamanlar kızlarımın henüz liseli yıllarıydı, lise de çocukların en zorlu zamanı.

Evet ergenlik dönemi.

NAKİYE BOYACIGİLLER- Onun için üniversitenin ilk yıllari kızlarımın  okul durumundan ötürü benim katılabileceğim bir dönem değildi. Ama, üniversite kurulduğunda ziyaret ettim ve bağlarımı hep yakın tuttum. 2002 yazıydı, o zamanki rektörümüz Tosun Bey’den bir gün bir telefon geldi. Kendisi ile tanışmıyordum henüz, çünkü Tosun Bey arama konferansında yoktu. Benimle buluşmak istedi. Bende o kadar safım ki, bu görüşmeye fazla bir anlam verememiştim. Tatil için buradaydım, 1-2 gün daha İstanbul’daydım, hatta üniversiteye gelebilecek durumum yoktu. Tosun Bey bana “sen neredeysen ben oraya gelirim” dedi. Oturduk 1,5 saat sohbet ettik. Fakültenin o zaman bir takım sorunları vardı, onları anlattı.  Tosun Bey konuşurken, bana bunları neden anlatıyor diye düşündüm. Hatta kendisine de sordum. “Senin gelip dekan olmanı istiyoruz” dedi. “Ben henüz bölüm başkanı bile olmadım, nasıl dekan olurum?” deyince, Tosun Bey, “biz sana güveniyoruz fakülte küçük sen yaparsın” demişti. Neyse döndüm, eşimle konuştum ve düşündüm. O zaman tam 49 yaşındaydım. Amerika’da bir sürü şey yapmıştık, bir sürü başarıya da imza atmıştık ama Türkiye’ye bir katkı sağlayamamak hep içimizde kalmıştı. Ziya ile artık bu fırsatı değerlendirelim, teklifi kabul edelim diye karar verdik. Kızlarımdan biri üniversiteye gidiyordu. Küçük kızım da üniversiteye başlamak üzereydi. Bir yıl beklerseniz gelirim dedim. Vallahi beni bir yıl beklediler. Küçük kızım Esen liseyi bitirdi, 2003 yılında biz de İstanbul’a geldik ve Sabancı Üniversitesi’ndeki yıllarım dekan olarak başladı.

//gazetesu.sabanciuniv.edu/tr/sohbet/renkli-canli-guler-yuzlu-bir-kadin-nakiye-boyacigiller 
Röportaj, GazeteSU - Nesrin Balkan ile Çarşamba Sohbetleri köşesinden alınmıştır. 

Bu yaziyi paylas